Arşiv

Archive for the ‘Satırarası’ Category

Riski Göze Almak…

Ağustos 25, 2009 devkazani Yorum yapın

yaşamak ve ölmek

Gülmek
“SAFTIR”
denme riskini göze almaktır,

Ağlamak ise
“DUYGUSAL”
görünme riskini,

Birine yakınlaşmak
“KENDİNİ KAPTIRMA”
riskini göze almaktır,

Duygularını açmak
“KENDİNİ ORTAYA KOYMA”
riskini göze almaktır,

Düşüncelerini söylemek ise
“DOKUZ KÖYDEN KOVULMA”
riskini,

Umutlanmak
“HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRAMA”
riskini göze almaktır,

Sevmek ise
“KARŞILIK GÖREMEME”
riskini.

Ama riskler alınmalıdır,

Çünkü hayatımızın en büyük riski hiç risk almamaktır.

Çünkü yaşamak “ÖLME” riskini göze almaktır…

Sabır

Ağustos 25, 2009 devkazani Yorum yapın

sabır bambu

Truman Show Filmi Üzerine

Ağustos 9, 2009 devkazani Yorum yapın

truman2

Bir ada üzerine baştanbaşa bir film stüdyosu kuruluyor. Öyle bir stüdyo ki bu, ufuk çizgisi paravan, güneşi projektör, tüm sakinleri oyuncu ve evlerinden yoluna, herhangi bir kavşağından banyodaki aynasına kadar her tarafı kameralarla donatılmış.
Bu sahte dekorun ortasında bir adam: (Truman)…
Bu adamın doğum ânından itibaren tüm dünyada canlı olarak yayınlanan bir program: Truman show…
Talihsiz (Truman) gökyüzünün muşamba, yağmurunun suni, annesinden babasına, en yakın dostundan karısına kadar hepsi bir kurgunun ürünü bu “muşambadan dekor” içinde mutlu (!) bir hayat sürmekte…
Bu organizasyonun mimarı ise, ayda bulunan stüdyosunda, kulağında mikrofon telsizi, filmini yönetmekte… (Truman Show) öyle tutulmuştur ki, tişörtleri, şapkaları, oyuncaklarından bilmem nesine kadar bir kazanç, bir istismar kapısı…
Bir sigorta şirketinde çalıştığını zanneden (Truman)a öyle bir oyun -içinde oyun– oynanmıştır ki, küçüklüğünde babasını bir deniz kazasında öldürmüşler (!) ve böylece denize karşı onda derin bir korku uyandırmışlardır.
Karısı, okuduğu lisede -o vakitler sevdiği bir oyuncu değil de- yönetmenin arzusu doğrultusunda seçilen bir başka oyuncu, bir başka kimse. Devamını okuyun…

Ahmet Bey’in Bir Günü

Ağustos 9, 2009 devkazani Yorum yapın

Ahmet Bey, sabah saat 7.00′de

*Casio** masa saatinin alarmıyla gözlerini açtı.

*Puffy** yorganını kaldırdı.

*Hugo Boss** pijamalarını çıkarıp

*Adidas** terliklerini giydi.

*WC** ‘ye uğradıktan sonra banyoya geçti.

Devamını okuyun…

Categories: Eğitim, Mizah, Satırarası Etiketler:, ,

Zor soru

Temmuz 29, 2009 devkazani Yorum yapın

ders

Okuldaki ikinci ayımda, hocamız test sorularını dağıttı.Ben okulun en iyi öğrencilerinden biriydim. Son soruya kadar soluk almadan geldim ve orada çakıldım kaldım. Son soru şöyleydi:

“Hergün okulu temizleyen hademe kadının ilk adı nedir?..”

Bu herhalde bir çeşit şaka olmalıydı. Kadını yerleri silerken hemen hergün görüyordum.Uzun boylu, siyah saçli bir kadındı. 50′lerinde falan olmalıydı. Ama adını nerden bilecektim ki!.. Son soruyu yanıtsız bırakıp kağıdı teslim ettim.Süre biterken bir öğrenci, son sorunun test sonuçlarına dahil olup olmadığını sordu. “Tabii dahil” dedi, hocamız.. “İş yaşamınız boyunca insanlarla karşılaşacaksınız. Hepsi birbirinden farklı insanlar. Ama hepsi sizin ilginiz ve dikkatinizi hak eden insanlar bunlar. Onlara sadece gülümsemeniz ve `Merhaba’ demeniz gerekse bile..” Bu dersi hayatım boyunca unutmadım. O hademenin adını da.. Dorothy idi.

Bencil Dev

Temmuz 20, 2009 devkazani Yorum yapın

çocuk bahçesi

Çocuk saatine baktı; on beş dakikası vardı. Her günkü gibi saat 14.00’te kütüphanede olmalıydı.
Alelacele giyindi ve kendini sokağa atıp, hızlı adımlarla yürümeye başladı. Birkaç adımda bir tekrar saatine bakıyor, saatin kırbacıyla adımlarını hızlandırıyordu. Neredeyse koşmaya başlayacaktı kaldırımda. Öyle hızlı yürüdü ki, zamanın dolmasına bir dakika kala kütüphanenin önünde buldu kendini. Nefes nefese merdivenleri çıkıp kendisi için hazırlanmış defterin yanına geldi. Memurun uzattığı kalemle üzerinde 14.00 yazan satırın kenarını imzaladı. Şimdi iki saatini kitaplar arasında geçirecekti. Memur “İstediğin bir kitap var mı?” diye sordu. Çocuk, “Hayır, bakıp seçmek istiyorum” diye cevap vererek, çocuk kitaplarının olduğu bölüme doğru seyirtti.Sonra seçiyormuş gibi rafları karıştırarak rastgele bir kitabı diğer kitapların arasından çekti ve kapağına baktı: “Bencil dev”. Hemen bir sandalyeye çöktü. O sırada memur çocuğun bulunduğu bölüme girmiş, uzaktan izliyordu onu. Çocuk kitabı okumaya başladı:
“Çocuklar, her gün öğleden sonra okuldan çıktıklarında Dev’in bahçesine gidip oynarlardı. Yumuşak, yemyeşil çimenleri olan geniş, sevimli bir bahçeydi. Devamını okuyun…

Filler ve Kutup Ayıları

Ocak 27, 2009 devkazani Yorum yapın

9bizedusen5km1

1-) FILLER:Filler çok genis vadilerde yaşasalar bile her gün kullandiklari yoldan gidip gelirlermis. Fil avcilari da fillerin geçecegi yolu derince kazarlar üzerini ince bir tabakayla örterler ve en önde yürüyen filin o kazilan çukura düsmesini sağlarlarmis. Fil avcilari siyah elbiseler içerisinde, yüzleri kapalı olarak gelir, çukurda çırpınan fili kırbaçla dövmeye başlarlarmiş . Birkaç gün hiç yiyecek vermezlermiş.Birkaç gün sonra aynı avcılar, beyaz elbiseler içinde filin sevdiği yiyeceklerle gelirler ve filin karnını doyururlar ve hortumunu, yüzünü gözünü okşarlarmiş.Avcılar, fili kendilerine alıştırdıktan sonra çukurun önünü kazarak fili oradan çıkarırlar ve filin hortumundan tutarak kendi fil damlarına götürürler ve ölünceye kadar fili işlerinde kullanırlarmiş.

2-) … VE KUTUP AYILARI:Kutuplarda ayı avcıları ayı avlamak için buzlaşmiş karların içine Jilet gibi keskin baltayı yerleştirir, keskin tarafının üzerine kan sürerlermiş.Ayı gelip kanı yalarken kendi dili de kesilirmis. Ama kanın tadından dilin acısını fark edemezmiş. Kendi kanını yalamaya başlarmiş . Damarlarındaki kan tükenince olduğu yere yıgılır kalırmıs. Avcı da gelip derisini yüzermiş. Kurşunla vurursa ayının postu delindiğinden fazla para etmedigi için bu yolu denermiş.Ben, bu av hikayelerini her duyuşumda Türk milletini avlamak isteyen ve emperyalist ülke çıkarları doğrultusunda kullanmak isteyen yerli ve yabancı avcı insanlar hatırıma gelir. Önce insanımızı cehalet çukuruna düşürüyorlar. Bin türlü bahanelerle okumalarını engelliyorlar. Sonra cebindeki parasını pul eyliyorlar, efendi iken köle, zenginken fakir, azizken zelil, şerefli iken hakir haline getiriyorlar sonra yeni yepyeni ve ak pak bir makyajla karşilarina geçip kurtarıcı rolünü üslenerek kafeslemeye çalışıyorlar.Doların bir gecede ikiye katlanmasi neticesinde bu gece şu kadar Milyar veya trilyon kazandim” diyen adam aslında kendi ülkesinin kanını emerek kendisini tüketiyor tıpkı kendi kanını emerek ziyafet çektiğini sanan ama aslında kendi sonunu hazırlayan kutup ayısı gibi.

Shakak’ın Öyküsü

Kasım 22, 2008 devkazani Yorum yapın

img_6875

“Yahudi ideolojsi” denen kavram, İsrail’in en ünlü entellektüellerinden biri olan Israel Shahak’ın Jewish History, Jewish Religion: The Weight of Three Thousand Years (Yahudi Dini, Yahudi

Tarihi: Üç Bin Yılın Ağırlığı) adlı kitabının temel temasını oluşturur.

1933′te Polonya’da doğmuş, II. Dünya Savaşı yıllarında Naziler’in kurduğu Belsen toplama kampında kalmış, 1945′te ise İsrail’e yerleşerek önce orduda sonra da kimya mühendisi olarak Kudüs İbrani Üniversitesi’nde çalışmış olan Profesör Shahak’ı ünlü kılan özelliği, “Yahudi ideolojisi” hakkındaki eleştirel  görüşleridir.

Shahak’ı bu konuda harekete geçiren süreç, 1965 yılında başlar. O yıl Kudüs sokaklarında çok ilginç bir olaya şahit olur. Bir trafik kazasıyla ağır biçimde yaralanan bir Arab’ın yakını, ambulans çağırmak için Yahudikomşusunun kapısını çalar ve telefonunu kullanmak için rica eder. Ancak günlerden Cumartesidir; yani Yahudi dinine göre her türlü iş yapmanın yasak olduğu kutsal “Shabat” günüdür. Bu nedenle kapıyı açan dindar Yahudi, yakını ölmekte olan Arab’a, “hayır” cevabını verir; çünkü evinden telefon açılmasına izin vermekle bir “iş” yapmış olacağını ve Shabat’ı ihlal edeceğini düşünmektedir. Arab’ın yalvarmaları hiç bir sonuç vermez. Gördüğü bu olay karşısında hayrete düşen Shahak, İsrail Devleti tarafından atanmış olan en yüksek dini otoriteye, Kudüs’teki Haham Mahkemesi’ne (Rabbinical Court) başvurur ve bu tür bir davranışın Yahudi dini kurallarına göre doğru olup Devamını okuyun…

İçim Sızlıyor

Kasım 21, 2008 devkazani Yorum yapın

1sesimckmyordogruzq3

Categories: Satırarası Etiketler:

Gerçeğin Kenarından

Kasım 21, 2008 devkazani Yorum yapın

4gereinkenarndanhayatndvs1

Categories: Satırarası Etiketler: